image

YURTDIŞINDA KATMA DEĞERİ YÜKSEK LÜKS MODA ÜRÜNLERİNİN MARKALAŞMASI VE PERAKENDE SATIŞ FAALİYETLERİ:

ALSTER TECHNOLOGY A.Ş., günümüz perakende sektörünün en önemli alt faaliyet konuları olan Marka Yönetimi, Marka İletişimi ve Halkla İlişkiler alanlarına yetkin profesyoneller vasıtasıyla yurtdışında markalaşmak için çalışmalar yapmaktadır.

Bu süreçte aşağıdaki konuları irdelemekteyiz…

image
image

Hazırgiyimde Moda & Marka

Line

Moda sektöründe en çarpıcı gelişme, markaların yalnızca satılan bir kumaş parçası olmanın ötesine geçmeleri. Bu ürünleri giydiğimizde hayatımızın değişeceğine, daha iyi, daha çekici ve daha başarılı görüneceğimize bizi inandırmaları.

  • Klasik moda markaların ortak bazı noktaları var. Her sezon kendilerini yeniden keşfederek sürekli değişim izlenimi yaratmaları gerekiyor. Markalarının imajının farkında olan ve kendini “yenilemek” isteyen tüketicileri hedef alıyorlar. Fiyatlarını müşterilerin beklentilerine uygun bir seviyede tutmaları gerekiyor.
  • Chanel ve Prada’nın ürün fiyatlarının yüksek olmasının nedeni, hedef müşterilerin beklentisinin bu yönde olması, lüks ürün satın almak istemeleri. H&M ürünlerinin fiyatı ise düşük. Bunun nedeni, müşterilerin gelecek sezon bir kenara atılacak ürünler talep etmesi. Buradaki anahtar, müşterinin ödediği para karşılığındaki beklentisi ile sizin sunduğunuz arasında doğru dengeyi kurabilmek. Bunu gerektiği gibi yapamazsanız, markanıza zarar verebilirsiniz.
  • Tasarım alanında, moda markalar yaratıcılık sayesinde başarılı oluyor. Trend tahmincilerinden gelecekteki trendleri öğrenmeye çalışmalarının nedeni de bu.

Hazırgiyimde marka yaratmak diğer sektörlere göre daha zor. Mağazada bir askıda duran giysi, onu neden satın almamız gerektiğini bize söyleyecek bir ambalaja ya da imgeye sahip değildir.

Pazarlama kanalıyla ya da mağaza ortamıyla bu giysiye bir duygusal değer katılır. Bu nedenle, hazırgiyimde pazarlamanın son derece etkin olması gereklidir.

Son dönemde global marka yaratmanın maliyeti çok yüksek. Mütevazı bütçelerle yola çıkan ve başarılı olan örnekler yine de var. Bunlar ancak kendine özgü yollar izleyerek başarılı olabilirler.

ABD’deki Vogue dergisinde bir sayfa reklamın 100 bin dolar olduğunu göz önünde tutarsanız, global bir moda marka yaratmanın maliyeti hakkında bir fikir edinebilirsiniz.

İngiliz moda tasarımcısı Matthew Williamson, moda basınını cezbederek, etkili model ve aktrislere ücretsiz giysi vererek markasını tanıtmayı başardı.

Ancak o bile, büyük bir reklam bütçesi olmadığında genç bir markayı olgun hale getirmenin çok zor olduğunu söylüyor.

Belli bir aşamada, paranın gerçek kaynağı olan gözlük ve parfüm gibi aksesuarlara da girmeniz gerekiyor.

Eskiden moda markalar, genellikle daha elit ve yüksek gelirli bir müşteri segmentini hedeflerdi. Zara gibi markalar tamamen farklı bir stratejiyle öne çıktı. Bu değişimin nedenine inmek bu çağın markalaşma stratejisini anlamak için şart.

Zara, moda dergilerini takip eden çok sayıda insan olduğu halde, çok azının orada sergilenen giysileri satın alabildiğini anladı. Doğru bir şekilde, ünlü tasarımcıların elinden çıkmış giysilerin düşük fiyatlı versiyonlarını sunduğunda çok sayıda müşteri çekeceğini öngördü. H&M de benzer bir strateji izledi.

Bu trend, aşağı yukarı son 5 yıldır gündemde. Yeni olan yön ise tüketicilerin davranış biçimlerinde. Artık ilginç bileşimlere gidiyorlar. Prada marka bir ceketle H&M markalı bir tişörtü birlikte giyiyorlar.

Tasarruf ettikleri parayla H&M’den daha uzun süre giyilebilecek, daha pahalı temel ürünler alıyorlar. Böylelikle moda demokratikleşiyor.

Son dönemde “moda markalar ligi”nden düşen örnekler çok sayıda var. Bunlar neden başarısız olduğunu da araştırmak zorundayız.
Moda, doğası gereği riskli bir iş çünkü sürekli değişime dayanıyor. “Çok moda” olmak, lunaparklardaki eğlence treninde en tepede olmaya benziyor. Korkunç bir inişin öncesinde muazzam bir eğlence yaşıyorsunuz.

Moda markaların çoğu döngüler yaşar. Bir süre iyi iş yaparlar, sonra kısa bir duraklama anı yaşanır, bunun arkasından marka yeniden dirilir. İnsanlar, Karl Lagerfeld gelmeden önce Chanel’in neredeyse ölü durumda olduğunu hatırlamıyor. Aynı şey Dior ve John Galliano ilişkisi için söylenebilir. Tom Ford yeniden hayat vermeden önce Gucci bir duraklama dönemindeydi. Ford, ayrıldığı için marka imajında yine sıkıntılar yaşıyor. Versace, yıllardır yaşam-destek sistemine bağlı olarak yaşıyor ve eski parlak günlerine henüz kavuşamadı. Fakat dümene yeni bir tasarımcı oturtulursa, akılcı bir pazarlamayla toparlanabilir.

  • Moda markalar arasına girebilmek açısından marka ismi kısmi öneme sahip. Moda markalara genellikle tasarımcının ismi veriliyor. Bu tasarımcının gözalıcı yaşam tarzı, markanın kimliği ve “evreni” açısından bir ayna görevi üstleniyor. Böylelikle müşteriler, bir moda tasarımcısı ile kendini özdeşleştirebiliyor. Bugün bile Chanel, pazarlamasını büyük ölçüde Gabrielle “Coco” Chanel efsanesine dayandırıyor.
  • Bu konudaki istisnalardan biri Polo. Ralph Lauren’in bu ismi seçmesinin nedeni, ata binmeyi çağrıştırması. Polo isminin, modellerinde vurgulamak istediği aristokrat yaşam tarzını yansıtacağını düşünmüştü.
  • Renzo Rosso ise dünya çapında aynı şekilde telaffuz edilen Diesel ismini seçti, çünkü bu İtalyan markasına uluslararası bir imaj kazandırmak istiyordu.
image
image